Erdoğan konuşuyor, kadınlar ölüyor!

Erdoğan'ın, bir törende yaptığı konuşma kadınların çok tepkisini çekti.

Erdoğan konuşuyor, kadınlar ölüyor!

Erdoğan'ın, bir törende yaptığı konuşma kadınların çok tepkisini çekti.

12 Ocak 2020 Pazar 23:20
Erdoğan konuşuyor, kadınlar ölüyor!

Berfin Özek’in failine verilen cezayı az bulurken hakimlere parmak sallayan Erdoğan, 'ceza verirken kanunları değil, vicdanlarını dikkate almaları gerektiği' fetvasını verdi ama yargının sorunu vicdansızlıktan önce yasaları uygulamamalarıyla ilgili. Serap Emir, iktidarın kadınlar konusundaki bozuk sicilini yazdı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz gün engelli yurttaşlarla ilgili düzenlenen bir törende, o bilindik kadın ve aile odaklı konuşmalarından birini yaptı.

Konuşmanın özellikle gençlerin evlenme yaşı ve evlilik dışı birlikteliklerle ilgili olan kısmı, sosyal medyadan çokça tepki gördü. Kimi insanlar #EvlenmiyorumÇünkü etiketiyle konuyu evlilik masrafları ve zorlu hayat koşullarına indirgerken, evlenmeyen bekarlardan vergi alınacağı yönünde asılsız bir haber üzerine EYT ironili #EvlilikteYaşaTakılanlar etiketi, sosyal medyada gündem oldu. 

Erdoğan, dinsel dogmaların evde kalmış gençlere etki etmeyeceğini düşünmüş olacak ki, konuşmasında aileleri “günâhkar” çocukları için harekete geçmeye çağırdı. “Böyle bir şey olabilir mi…” idi “… yaaa!” ve aileler derhal bu işe al atıp çocuklarını bir an önce evlendirsindi. Konuşma daha çok bu yönleriyle “bekarların” tepkisini toplamış olsa da, esasında geri kalan kısmın vehameti bu kısmı aratmayacak ölçüde. 

KONUŞMANIN GERİSİ: HAZIR 'AİLE' DEMİŞKEN, KADINLAR…

Erdoğan, içimizde yedi yıl öncesinin o bilindik öfkesini uyandıran nidasını ("Böyle bir şey olabilir mi yaaa!") attıktan sonra, hazır lafı “aile”den açmışken, konuyu kadınlara getirdi.

Kadına yönelik şiddetin ülkenin adını lekelediğine ve aile kurumunu zedelemeye “bahane” edildiğine değinen Erdoğan, böylece daha konunun girişinde niyetini belli etmiş oluyordu. Tıpkı şirketinin markasını düşünen bir patron gibi, kadın cinayetleri başlığında Erdoğan da katledilen kadınlardan çok, muhtemelen “şahsının” prestijini düşünüyordu.

Ancak sözü burada keserse gelecek tepkileri tahmin etmiş olacak ki, az sonra, bu gerçek niyetinin üzerine Berfin Özek örneğinden kurduğu demagojiyi serpiştirecek ve bir güzel, kadına şiddet faillerine verilen cezaları eleştirecekti. Üstelik bunu yaparken Berfin’in erkek arkadaşıyla birlikte yaşadığı detayına yer vermeyi de unutmadan… 

BÖYLE ZİHNİYETE BÖYLE SORU

Devamında ise şöyle soruyordu Erdoğan: “Sizin kızınıza yapılsa aynı cezayı mı verirsiniz?” AKP’li Cumhurbaşkanı esasında bu soruyu sorarak derdini daha iyi anlatmaya çabalıyordu. Kadınları ancak birilerinin kızı, eşi, kız kardeşi, çocuğu olduklarında, yani aile bağları içinde anlamlı ve korunmaya değer görenlerle, anlayacakları dilden konuşuyordu aslında. Böylece birilerinin bilmem nesi değil, sadece Berfin, yalnızca Şule olmanın, AKP zihniyetinde şiddetten korunmaya değer görülmediğini de bir kez daha ilan etmiş oluyordu. 

CEZA HUKUKU 101: KANUNİLİK İLKESİ

Konuşmanın devamında Erdoğan, Berfin Özek’in failine verilen cezayı az bularak hakimlere parmak salladı. Kadınları katledenlerin mahkemelerde indirimlerden indirim beğendiği ve hatta şartlı salıverildiği ülkemizde, faillere verilen cezaların azlığını tartışacak değiliz. Elbette cezalar az, elbette failler en üst hadden cezalandırılmalı. Ancak faillerin “10 gün uzaklaşırım, 11. gün yanındayım” rahatlığında konuşabildiği ve yasaların kadınları korumaya yetmediği bir düzende, meselenin yalnızca birtakım "ileri yasalar" yaparak çözülebilecek basitlikte olmadığını söylemek zorundayız.

Gericiliğin dört bir koldan saldırarak kadına istediğinde evi, istediğinde kötü çalışma koşullarını gösterdiği bir düzende, kadınları özgürleştirecek olanın hukuki zemine sıkıştırılmış bir hak mücadelesi değil; haklarımıza da sahip çıkarak yürütülecek toptan bir düzen değişikliği mücadelesi olduğunun altını kalın kalın usanmadan çizmek gerekiyor. 

Peki AKP’li Cumhurbaşkanı ne diyor bu konuda? Erdoğan, hakimlere epey bir esip gürledikten sonra onları ceza verirken kanunları değil, vicdanlarını dikkate almaları gerektiği konusunda talimatlandırıyor. 

Oysa hukuk fakültelerinde ikinci sınıfta verilen Ceza Hukuku Genel Hükümler dersinin ilk konusudur, "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi. Yargıçlar toplanan deliller ışığında sanığın suçlu olup olmadığına kanaat getirebilirler ve ceza hukukunda bir serbesti aranacaksa yeri burasıdır; ancak yargıçlar ceza verirken kanunlarda belirlenmiş alt ve üst sınırlara uymak zorundadırlar. Bir Cumhurbaşkanı'nın bu çok temel hukuk ilkesini bilmediğini düşünmek istemiyoruz. Dolayısıyla geriye tek bir olasılık kalıyor: Bilip de bilmezden gelme, demagoji yapma ihtimali.

AKP’NİN BOZUK SİCİLİ

Öte yandan bu tutuma demagoji dememizin bir diğer sebebi AKP’nin kadınlar konusundaki bozuk sicili. Gezi’nin ön günlerindeki gibi, zaman zaman ivmelense, zaman zaman geri düşse de özünde kadın düşmanı gerici söylem AKP’lilerin ağzından hiç eksik olmadı. Birkaç örnek vermek gerekirse;

  • Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, "Kadın herkesin içerisinde kahkaha atmayacak" dediğinde yıl 2014’tü.

  • Dönemin Başbakanı Erdoğan, Hopa eylemleri sırasında polis müdahalesi sonucu kalçası kırılan Halkevleri Merkez Yürütme Kurulu üyesi Dilşat Aktaş için “O kadın mıdır kız mıdır belli değil” dediğinde yıl 2011’di. 
  • Bundan iki yıl sonra, 7 Kasım seçimleri öncesinde ise, yine Başbakan Erdoğan; “Kız ve erkek öğrenci aynı evde olmaz, denetleyeceğiz” diyerek, "kızlı - erkekli evler" başlığını ülke gündemine sokmuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.